Aşk'a depresif teknoloji'ye bağımlı biri.

Selefilik İtikadı

Bu Yazı 4 sene önce gitmekal tarafından Genel Konular kategorisinde yazılmıştır.

tasavvuf1
Selefîyye itîkâdî konulara aklın karıştırılması konusunda Mu’tezile mezhebinin tam tersidir. Mu’tezile mezhebi aklı birinci sıraya koymakla beraber akıl ile naklin çeliştiği durumlarda aklı kullanarak tevile gider ve genel olarak felsefeci bir tutum benimserken, Selefiyye mezhebi ise itîkâdî konularda akla yer vermez, sadece nakil (Kur’an ve Sünnet) ile hareket eder. Müteşabihler konusunda müteşabihi olduğu gibi kabul ederek, bu ayetlerde kastedilen mânâyı insanların bilemeyeceğini, konunun mânâsını Allah’a havâle ettiklerini belirtirler.

Kuran’da geçen Allah’ın eli gibi antropomorfik ifâdeler çoğu Sünni ve Şiî tefsirci tarafından “Allah’ın kudreti” şeklinde anlaşılır. Örneğin; Fetih suresi 10. ayette (48/10) geçen Hamdi Yazır’ın Türkçe Kur’an Meâline göre ayetin meâli şöyledir:

“ Her halde sana biat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. Allah’ın eli (kudreti) onların elleri üstündedir. Onun için her kim cayarsa yalnızca kendi aleyhine caymış olur. Her kim de Allah’a verdiği sözü yerine getirirse O da ona yarın büyük bir mükâfat verecektir. ”
Elmalılı Hamdi Yazır, eli ifadesini Selefiyye gibi ele almayıp kudreti şeklinde parantez içinde açıklamada bulunmuştur. Bununla birlikte Selefîyye mezhebinde yukardaki örnekte yer alan metinde açıklandığı gibi, bu ve benzeri ifadeler daha zâhirî boyutta alınır ve aklî bir şekilde tevil edilmez. Selefîlerde bu gibi müteşabih ayetleri “Allah’ın bir eli olduğu ayette belirtilmiştir, buna göre Allah’ın bir eli vardır; fakat bu elin keyfiyeti (nasıllığı) nedir biz bilemeyiz, bunu Allah’a havâle ederiz.” şeklinde cevaplandırırlar. Hiçbir şekilde tevile gitmezler.

Selefîyye mezhebi, akıl ve nakil (Kur’an ve Sünnet) konusunda mutlak nakle inanır ve aklı sahih nakle tâbi görür. İman esasları ile ilgili konularda Kur’an ve Sünnetteki açıklamalar ile yetinip bunları aynen kabul eder. Bu kabule müteşâbihler de dâhildir, te’vîl (görünür anlam dışında bir başka anlamda kabul etme) etmemekle beraber Mücessime’nin yaptığı gibi tecsîm (yani cisimleştirme) de yapmazlar.

Genellikle Hanbelî fıkıh mezhebine bağlı olanlar i’tikatta Selefîdirler. Ancak Selefîler fıkıhta mezheb taklidini benimsemedikleri için kendilerini bir mezhebe bağlı saymazlar. Dört büyük imamı esas alırlar, hâdis’e ve hadis âlimlerine çok önem verirler, itîkâd olaraksa İbn-i Teymiye’yi Şeyhülislam olarak görürler ve dini belli bir konuda ihtilâf varsa genel görüşe yani icma’ya uyarlar. Bugün Selefilerin en yoğun olduğu bölge Suudi Arabistan’dır.

İman Görüşü
Büyük Selef âlim ve muhaddislerinin iman konusundaki görüşü genelde şöyledir:

İman kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve azalarla âmeldir.
Selefiyye’ye göre âmel imanın bir parçası olduğu için, eğer âmellere gereken özen gösterilmezse, iman hem nicel hem de nitel açıdan azalır. Tam tersinde; eğer âmellere çok fazla önem verilirse ve şahıs âmeli yönden kendisini geliştirirse, imanı hem nicel hem de nitel açıdan artar.

Farklı olduğunun farkında olan sıradan biri.

RSS feed | Trackback URI

Yorumlar »

No comments yet.

İsim (required)
E-mail (required - never shown publicly)
URI
Your Comment (smaller size | larger size)
You may use <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> in your comment.